Rosenhan Deneyi

Delilerin Arasında Akıllı Olmak Rosenhan Deneyi

Sevgi Paylaş
  • 3
  •  
  • 1
  •  
  •  
  •  
  •  
  • 3
  • 1
  •  

Psikoloji alanında her şeyi değiştiren, tüm kavramları yerinden oynatan deney, Rosenhan Deneyi. David Rosenhan tarafından gerçekleştirilmiş ve tüm literatürleri sarsarak tarihe geçmiş bir deneydir.

Rosenhan, böyle bir deney yapmasındaki asıl amacı bir akıl hastasının gerçek bir teşhis konulup konulmayacağı öğrenmekti. Daha iyi anlatmak gerekirse bir doktor “bu bir delidir” dediğinde onun deli olup olmadığını gerçek anlamda bilip bilemeyeceğini sorgulamaktı. Psikolojik sorunları tanımlarken doğru yapılmadığını savunuyordu. Bu da demek oluyor ki deli olmayan birine deli denilebiliyor ve boş yere tedavi uygulanabiliyor olmasıydı. Bunu ciddi anlamda kafa karışıklığına yol açıyordu.

Rosenhan, deneyi şu şekilde başlatıyor. 8 kişi bulup bu sekiz kişiye olmayan sesler duyduğunu söyleterek akıl hastanesine başvurduruyor. Bu sekiz kişinin içinde üç psikolog, bir çocuk hastalıkları doktoru, bir ressam, bir psikiyatrist ve bir de ev hanımı bulunuyordu. Hatta Rosenhan dahi başvuruyor. Aslında bu kişilerin böyle bir sıkıntısı yok. Hiç birinde gerçek hastalıkları yok.

Deney gereği başvurunun başında sadece ses duyduğunu söylerken yalan söylüyorlar. Geri kalan tüm zamanlarda kendileri olmaları gerekiyor.

Kadın

İşte tam da bu noktada garip şeyler yaşanmaya başlıyor. Hepsinin başvuruları onaylanarak akıl hastası oldukları doğrulanıyor. Hemen daha ilk günden sonraki tüm günlerde doktorlara iyi olduklarını söyleseler de hiç kimseyi taburcu etmiyorlar.

Deneyin sonunda en kısa kalan kişi 7 gün, en uzun kalan kişi ise 52 gün boyunca hastane de kalıyor. Rosenhan ise hiç bir şekilde deneyi anlatmıyor doktorlara çünkü işlerin ne hale geleceğini merak ediyor. Taburcu sırasında doktorlara hasta olduğunu söylemek zorunda dahi kalıyorlar.

Rosenhan, tüm hastalara bastırarak “boşluk” kelimesini söyletiyor. Boşluk kelimesi psikolojide “varoluşsal bir kriz”i tetikliyormuş. Bu konuşmaların ardından doktorlar hastalara teşhis dahi koyuyor. Doktorlar yedi kişiye “şizofreni” ve birine de “manik depresif psikoz” tanısı koyuyorlar. Doktorlar da taburcu ederken iyileşti diyerek taburcu etmiyorlar. Hastalığının gerilediğini söyleyerek taburcu ediyorlar.

Rosenhan’da bu verilere bakarak psikoloji hastalarının tam olarak iyileşmeyeceği kanısına varıyor. Rosenhan bu verileri paylaştığı anda sular fokurdamaya başladı. Adeta herkes mızraklarını Rosenhan’a doğrultu.

Hatta bir hastane ona meydan okudu ve daha önce haber vermeden bizim hastanemize deneklerini gönder test edelim diyerek meydan okudu. Hastane her türlü hastalığı şak diye bulacağını söyler ve Rosenhan’da bu meydan okumayı kabul eder. Ardından onlara haber vermeden gerçek olmayan hastalar göndereceğini söyler.

Pozitif
Pozitif

Hastane 3 ay sonra 117 hastanın 41’inin gerçek olmadığından şüphelendiğini hatta 19’unun kesinlikle hasta olmadığını söylemiştir. Veee en baba şey ise Rosenhan hastanenin açıklamış olduğu bu sonuca bakarak “size hiç hasta göndermedim” demiştir. Hastane tamamiyle gerçek hasta değil dediği tüm hastalar aslında gerçek hastalardı ve en kötüsü hasta olmadıklarına o kadar inandıkları için onları hastaneye dahi kabul etmemeleriydi.

İşler burada bitmiyor tabii. Olaylar daha sonra şu şekilde ilerliyor. Hiç hasta olmayan kişileri hasta olduğunu düşünerek hastaneye kabul eden hastane görevlilerine inat, gerçek akıl hastaları onların gerçek hasta olmadığını söylediklerini söylemişler. Yani akıl sağlığı normal insanlar sahte hastaları ayırt edemezken, akıl sağlığı kötü olan insanlar gerçek hastaları ilk anda sahte olduğunu anlamışlar. Asıl hastalar bu sekiz kişiye “sen gerçek hasta değilsin, gazeteci veya doktorsun, bizi kontrol etmeye geldin” demişler.

Yani bu deneyden şunu öğreniyoruz. Birine bir teşhis koyduğunuzda çevresindeki insanlar bu teşhise göre davranmaya başlıyorlar. Deli olmayan birine deli denildiğinde çevresindeki insanlarda bunu onaylıyorlar. Onların deli olduğunu düşünüyorlar.

Rosenhan bu teşhiste korkutucu bir detay ekliyor. Yanlış konulmuş bir teşhisle kişi kendine inandırıp sağlığını bozabilir. Bunu güzide filmlerimizden biriyle örnek verelim. Kemal Sunal bir filminde doktorun ona az ömrü kaldığını söylediğinde buna inanıp bombaları ve tabancaların önüne atladığını hepimiz biliyoruz. İşte bundan daha kötü şeyler de olabilir. Ve gerçekten olabilir.

Yani dememiz o ki, bilmediğiniz işe burnunuzu sokmayın! 😀

  • Bu Makale Hakkında Sen Neler Düşünüyorsun?

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir